Oyunoynasana -->

Semavi Dinlerde Kadın Tasavvuru Seminerinin 2’ncisi Yapıldı

14 Kasım 2015 Cumartesi 17:45

Elazığ’da Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) İl Temsilciği tarafından “Semavi Dinlerde Kadın Tasavvuru” konulu seminer dizisinin ikincisi gerçekleştirildi.

Semavi Dinlerde Kadın Tasavvuru Seminerinin 2'ncisi Yapıldı

Elazığ’da Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) İl Temsilciği tarafından “Semavi Dinlerde Kadın Tasavvuru” konulu seminer dizisinin ikincisi gerçekleştirildi.

Elazığ Belediyesi Kültür Merkezi’nde düzenlenen programa, Elazığ Belediye Başkan Yardımcıları Resul Şahin ve Mahmut Varol, Kadem Elazığ İl Temsilcisi Esra Soylu, AK Parti eski milletvekili Prof. Dr. Serpil Bulut, konuk konuşmacı araştırmacı-yazar Sibel Erarslan ile KADEM üyeleri katıldı. Seminerin açılış konuşmasını Soylu, “Kadın ve demokrasi derneği olarak kadın erkek ilişkisine, eşitlik perspektifinden öte toplumsal hayatın içindeki kazanç ve yükümlülükleri hakça ve adaletçe paylaşımı içeren bu anlama gelen toplumsa cinsiyet adaleti perspektifinden bakıyoruz. Adalet kavramına vurgu yaparken insan hakları bağlamında eşitliği bir kenara bırakmadan referansını kültürel kodlarımızdan, milli ve manevi değerlerimizden, İslam geleneğinden ve hayatın saf ve somut gerçeklerinden hareket eden bir adalet anlayışını benimsiyoruz” dedi.

Elazığ Belediye Başkan Yardımcısı Resul Şahin ise, “Cahiliye döneminde kadının durumunun ne olduğunu bilmeden İslam’ın getirdiği bu hakların bir devrim ve ihtilal olduğunu anlamamız mümkün değildir. Yine bugün İslam’ın kadınlara verdiği hakları bilmediğimiz için bugün feministlerin peşine takılmış giden insanlarımız var. Oysa İslam’ın verdiği haklar yeterlidir ve artar bile” diye konuştu.

“KADIN DEDİĞİMİZ KISIM KÜLTÜREL BİR KONUDUR”

Ardından konuşan araştırmacı-yazar Sibel Erarslan ise, semavi dinleri öğrenmenin şuanda tek çıkış yolunun Kuran’ı Kerim olduğunu söyledi. Diğer kitapların tahrip olduğunu belirten Erarslan, şunları kaydetti:

“Hem İncil hem Tevrat ikisi bir arada bir ciltlidir. Ahdi Atik ve Ahdi Cedit dediğimiz yani eski ahit ve yeni ahit. Eski ahit dedikleri Tevrat, yeni Ahit dedikleri İncil olmak üzere birbirlerinin devamı şeklinde anlaşılır. Hatta İncil’e baktığınızda bir tür hadis kitabı şeklindedir. Hz. İsa çıktı şu konuşmayı yaptı gibi hüküm ihtiva eden, emirler veren yasaklar koyan teklifler sunan ayetler değildir. Hz. İsa’nın vaazlarından ibarettir. Ama Tevrat’ta hüküm ayetleri vardır. Semavi dinlerde diye bir çerçeve çizdiğiniz zaman, sanki Hıristiyanlık ayrı bir şeyi söylüyor. Yahudilik ayrı bir şeyi söylüyor. Müslümanlık ayrı bir şeyi söylüyor gibi bir sonu çıkıyor. Aslında biz semavi dinlerde kadın tasavvurunu konuşurken kadın hakkında Allah ne diyor. Yarattığı kulu kadın hakkında Allah ne diyor. Bu sorunun etrafında dolanıyoruz. Üçü de semavi din, İbrahim’i din, üçü de bir Allah’a inanıyor. Peki öyleyse niye kadınlar hakkında fark var. Yahudilik ve Hıristiyanlığın tahrif olmasıyla ilgili bir sosyoloji var. Ayrıca zamansal farklılıklar var. Tevrat’ın indiği, yaşandığı Kudüs’le, Hz İsa Peygamberin Hz Meryem’le yaşadığı Kudüs birbirinden zaman açısında farklıdır. İçlerinde en yeni olan ise Hz. Peygamberin Mekke’de yaşadığı toplumsal çerçevede kadın nasıldır. Yani kültürel bir sorudur. Bu çevrenin bir kısmı dini, yani semavi dediğimiz kısım medeni ama kadın dediğimiz kısım kültürel bir konudur. Eskiden Mekke’de kadın farklıydı, bugün yaşayan kadında birbirinden farklıdır.”

Anahtar Kelimeler
metin -->

Yorum Gönder

@name x