Oyunoynasana -->

AK Parti’li Serdar, Gündemi Değerlendirdi

03 Şubat 2016 Çarşamba 13:00

Şırnak’ın Cizre ve Diyarbakır’ın Sur ilçelerinde terörle mücadele kapsamında son safhaya gelindiğini belirten AK Parti Elazığ Milletvekili ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlık Divanı Üyesi Ömer Serdar, bölgede terörün geri dönüşümünü engellemek için çeşitli güvenlik konseptlerinin yanı sıra, sosyal ve ekonomik boyutuyla bütün olarak değerlendirmede bulunduklarını, ihya, imar, restorasyon ve rehabilitasyon çalışmalarını birlikte yürüteceklerini söyledi.

AK Parti'li Serdar, Gündemi Değerlendirdi

Şırnak’ın Cizre ve Diyarbakır’ın Sur ilçelerinde terörle mücadele kapsamında son safhaya gelindiğini belirten AK Parti Elazığ Milletvekili ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlık Divanı Üyesi Ömer Serdar, bölgede terörün geri dönüşümünü engellemek için çeşitli güvenlik konseptlerinin yanı sıra, sosyal ve ekonomik boyutuyla bütün olarak değerlendirmede bulunduklarını, ihya, imar, restorasyon ve rehabilitasyon çalışmalarını birlikte yürüteceklerini söyledi.

AK Parti Elazığ Milletvekili ve TBMM Başkanlık Divanı Üyesi Ömer Serdar, Elazığ’da dernek ve kurum ziyaretlerinde bulundu. Fırat Havzası Gazeteciler Cemiyeti’ni de ziyaret eden Serdar, Türkiye gündemiyle ilgili açıklamalar yaptı. Türkiye’nin 7 Haziran’dan itibaren ciddi anlamda terörle mücadele ettiğini belirten Milletvekili Serdar, ”Özellikle ülkenin Doğu ve Güneydoğu’sundaki birtakım bölgelerde terör örgütü ve bu örgütlerin türevleri ile mücadelesi devam ediyor. Terör, bu coğrafyada birtakım planlamalar olurken sadece iç dengelerle izah edilebilecek olgu değildir. Olayı analiz etmeye çalıştığımızda bir takım küresel aktörlerin de bölge planlaması içerisinde burada vekalet savaşları yürüttüğünü çok net olarak görürsünüz. Türkiye Cumhuriyeti devleti kadim geleneği ve müktesebatı çerçevesinde bu sorunu da aşacaktır” dedi.

"SON SAFHAYA GELİNDİ"

Özellikle Sur, Cizre, Şırnak bölgelerinde yoğunlaşan terörle mücadelede son safhaya gelindiğini aktaran Serdar, “Başbakanımızın bölge milletvekilleri bu mücadelenin aşamaları ve daha sonra bu bölgeye ilişkin mastır bakış açısı ortaya koymak için değerlendirme toplantısı yaptı. Belirlenen 303 maddelik yasa, idari mekanizmadan geçmesi gerekenler idari çalışmalardan, yasal düzenlemeler gerektiren konular meclise gelerek bütüncül bir bakış açısı ile yeni bir düzenleme yapılması kararı çıktı. Terör bölgede bittikten sonra güvenlik ve asayişin tam sağlanması kamu düzeni oturmasının ardından bölgede soysa - ekonomik çalışmalar yapmak gerekiyor. Bu mücadeleden dolayı göç etmiş, işini ve mülkiyetini kaybetmiş vatandaşımıza destek ve yardımları söz konusu olacak. Güvenlik konseptimizi yeniden gözden geçirmiş olacağız. Terörün geri dönüşünü engellemek için çeşitli güvenlik önlemleri söz konusu olacak. Yine bölgede gerek STK, kanaat önderleri ile periyodik toplantılarla algı yönetiminin önüne geçmek için bir anlamda kamu diplomasisini yürütmek açısında yeni bir bakış açısıyla bölgeye yaklaşıyoruz. Biliyorsunuz Türkiye Cumhuriyeti’nin terörle yaptığı mücadele zaman zaman iç ve dış dünyada maniple ediliyor. Bu manipülasyona içeriden bir takım korolarda maalesef eşlik ediliyor” diye konuştu.

Terörün zarar verdiği bölgelerde tarihi dokular, sosyal ve ekonomik hayatı canlandıracak bütün planlamaların eş zamanlı yürüyeceğini de belirten Serdar, AK Parti hükumetleri olarak Türkiye’deki bu soruna hiçbir zaman tek bir bakış açısı ile yaklaşmadıklarını, güvenlik, sosyal ve ekonomik boyutu ile bütün olarak değerlendirme de bulunduklarını, ihya, imar, restorasyon ve rehabilitasyon çalışmalarını birlikte yürüteceklerini kaydetti.

"6 AYLIK SÜREÇ YENİ ANAYASA ÇALIŞMASI İÇİN YETERLİ"

Türkiye’nin kısa süre içerisinde bu sıkıntıları aşacağını da dile getiren Serdar, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Türkiye özlenen o ekonomik atılımlarını, sosyal ve ekonomik refah seviyesini arttırarak gelişmiş ülkeler kapsamında yerini alacaktır. Türkiye’nin yeni anayasa ihtiyacı bugünlerde gündemde olan konudur. Bugünlerde diyorumki realize olabilecek adımlar atabilecek aşamaya gelmiş bulunuyoruz. Türkiye’nin yeni anayasa ihtiyacı yeni bir olgu değil. Çünkü biz bugüne kadar tam demokratik diyemeyeceğimiz darbe anayasasının düzenlemesiyle bugünlere geldik. Bu anayasa toplumun bütün kesimleri, siyasal partileri ve STK’lar tarafından tartışıldı, yeni bir anayasa ihtiyacı gündeme getirildi. Bizde AK Parti olarak seçim beyannamemiz de de, hükumetin acil eylem programında da topluma taahhüdümüz olarak bunu gündeme getirmiştik. Bu yeni anayasa çalışmalarına ilişkin geçtiğimiz günlerde mecliste Anayasa Uzlaşma Komisyonu oluşturuldu. Siyasi partiler meclisteki temsil oranlarına bakılmadan her partinin eşit temsille temsil edileceği bir uzlaşma komisyonu kuruldu. Yarın da Anayasa Uzlaşma Komisyonu ilk toplantısını yapacak. Öngörülen süre 6 aylık bir süredir. 6 aylık bir süre anayasa çalışması için yeterli. Çünkü geçmiş deneyimden de hareketle eğer bir süre konulmadı taktir de bu konuda yapılan çalışmaların aksama durumu söz konusudur. Bu 6 aylık çalışma süresi içerisinde siyasi patilerin tam bir mutabakatla maddeler üzerindeki yürüyüşü söz konusu olacak. Elimizde bu konuda bir data var. Geçtiğimiz parlamento döneminde bir uzlaşma komisyonunun çalışması söz konusudur. Siyasi partilerinin uzlaştığı 60 maddelik bir data var. Yerli ve kendine özgü olan demokratik insan hak, hukukuna saygılı çerçevesi iyi tayin edilmiş bir anayasayla Türkiye’yi buluşturmaktır. Umarım uzlaşma komisyonu bu çalışmalarını verimli bir şekilde yapar ve biz anayasayla Türkiye’yi buluşturmuş oluruz”.

"BAŞKANLIK SİSTEMİNİ TARTIŞALIM"

Bir siyasi parti olarak başkanlık sistemini, sistem modeli olarak Türkiye’ye önerdiklerini de dile getiren Serdar, ”Toplumun bunu tartışmasını istiyoruz. Bunu önerirken Türkiye’de karar alma süreçlerinin daha hızlı işlemesi, yasama, yürütme, yargı erklerinin tam bağımsız olması ve bunların arasında ki denge unsurlarının oturtulmuş olması nedeniyle bu sistemin daha verimli olacağını düşünüyoruz. Çünkü bu sistem aynı zamanda istikrar demektir. Türkiye geçtiğimiz dönemlerde özelikle koalisyonlar süreçlerinden çok çektiği için ülke gelişimini bu koalisyonlar süreciyle akamete uğrattığı için bunu bir model olarak toplumun tartışmasını istiyoruz. Çünkü parlamenter sisteminde sıkıntıları ortadadır. Ama biz bunu topluma dayatmış değiliz. Toplum tartışsın ve Türkiye fili durumla teorik durumu üst üste otursun ve yürüyüşüne bu şekilde devam etsin” diye konuştu.

"PYD, PKK’NIN UZANTISIDIR"

PYD’yi terör örgütü PKK’nın bir uzantısı ve işbirlikçisi olarak değerlendirdiklerini aktaran Serdar, bunu böyle değerlendirmeyen bir takım ülkelerin olduğunu söyledi. Serdar, "Özellikle Suriye iç karışıklığından sonra yaşanan olaylar da göstermiştir ki PYD tam bir terör örgütüdür. Bu anlamda zaman zaman Türkiye’yi hedef alan eylemleri de olmuştur. Bizim PKK ile mücadelemizde onlara ait silahlara el koyduğumuzda PYD’de Rus yapımı silahlarda olduğunu görüyoruz. Bu açıdan Suriye iç karışıklığında bazı devletlerin tavır alış biçimlerini çok yanlış buluyoruz. Türkiye Cumhuriyeti devleti olarak biz hiç bir devletin iç sorunlarıyla bu anlamda müdahil olmadık. Suriye meselesindeki müdahilliğimiz, sınır komşumuz olması, orada yaşanan olayların zaman zaman direk ve en direk olarak bizi ilgilendirmesi, bölgede önemli bir aktör olmamız nedeniyle müdahil olduk. Türkiye Cumhuriyeti burada misilleme mantığı ile hareket etmez. Ancak uluslararası alanda bunu hukuk anlamında tartışır” şeklinde konuştu.

"TÜRKİYE’DE MUHALEFET SORUNU VAR"

Türkiye’deki muhalefeti de eleştiren Serdar, ülkede muhalefet boşluğu olduğunun bir hakikat olduğunu söyledi. Serdar, "Türkiye’de iktidar sorunu yok, muhalefet sorunu var. Biz yeterli ve etkin bir muhalefet olmasını her zaman istiyoruz çünkü bu bizi daha dinamik tutar. Oysa ana muhalefet partisi bugüne kadar bir şey üretemedi. Mecliste üretemedi, topluma bir şey veremedi. Siyasal olarak bu beklentileri karşılamadığı için bir takım manipüle açıklamalarla, değişik hedefler göstermekle Türkiye gündemini başka yönlere kaydırıyor. Biz bu ülkede kutuplaşmaktan şikayetçi olan bir partinin liderinin böyle kutuplaştırıcı bir dil ve üslup kirliliği içerisinde siyaset yapmasının doğru olmadığını düşünüyoruz. Biz siyasetin dilinin çok daha yapıcı, Türkiye’nin işine yarar bir dil olması gerektiğini söylüyoruz. Bu çerçevede biz böyle devam edeceğiz. Onlar o üslupla devam edebilirler, toplumdan gereken cevabı alacaklardır” dedi.

Anahtar Kelimeler
metin -->

Yorum Gönder

@name x