Oyunoynasana -->

EBMC Başkanı Nafiz Koca, Basın Bayramını Kutladı

24 Temmuz 2015 Cuma 17:32

Elazığ Basın ve Medya Cemiyeti (EBMC) Yönetim Kurulu Başkanı Nafiz Koca; Türk basınında sansürün kaldırılmasının yıl dönümü olarak her yıl 24 Temmuz tarihinde kutlanan Basın Bayramı’nın 107’nci yıldönümü nedeniyle bir mesaj yayınladı.

EBMC Başkanı Nafiz Koca, Basın Bayramını Kutladı
24 Temmuz Basın Bayramı’nın Türk basınında önemli bir yeri olduğunu kaydeden Elazığ Basın ve Medya Cemiyeti Yönetim Kurulu Başkanı Nafiz Koca; basın özgürlüğünün, düşünce ve kanaat hürriyeti ile sağlıklı bir demokrasinin olmazsa olmazı olduğunu vurguladı.



“BASIN DEMOKRASİNİN VAZGEÇİLMEZ KURUMLARINDAN BİRİDİR”

Basının özgür olmadığı bir ülkede demokratik bir düzenden, insan haklarından ve sosyal gelişmişlikten söz edilemeyeceğine dikkat çeken EBMC Başkanı Nafiz Koca; “Kamu yararını gözeten, tarafsız ve doğru habercilik anlayışını benimseyen, kamuoyunu bilgilendirme görevini etik ilkelerden ödün vermeden yerine getiren basının, demokrasinin vazgeçilmez kurumlarından biridir. Üstlendiği bu çok önemli görev, basının sansür ve benzeri sınırlamalara maruz kalmadan sorumluluklarını yerine getirebilmesini, basın özgürlüğünün her şart altında gözetilmesini gerektirmektedir. Farklı görüşlerin seslendirilebildiği, tartışılabildiği sağlıklı toplumların temeli, ifade hürriyeti ve basın özgürlüğüdür. Basında sansür, basını temel işlevlerinden uzaklaştırır ve objektifliğini gölgeler. Bu anlamda basında sansürün kaldırıldığı 24 Temmuz 1908 tarihi gazetecilik açısından bir milattır. Bu düşüncelerle, 24 Temmuz Basın Bayramı’nı ve Basında Sansürün Kaldırılışının 107’nci yıl dönümünü kutluyor; görevlerini yaparken yaşamlarını yitiren basın emekçilerini saygıyla anıyor, gece-gündüz demeden, günün her saatinde, mesai kavramı gözetmeksizin büyük bir özveriyle çalışan tüm basın mensuplarına selam ve sevgilerimi iletiyorum.” dedi.



“BASIN BAYRAMI’NIN TARİHÇESİ ÖNEMLİDİR”

EBCM Başkanı Koca açıklamasında 24 Temmuz Basın Bayramı’nın tarihçesi hakkında da bilgiler vererek kamuoyuyla paylaştı:

“Türkiye Gazeteciler Cemiyeti 1946 yılında kurulduğu zaman “gazeteciler için de bir gün belirleyelim” düşüncesi ortaya atılmış. “İlk gazetenin çıktığı günü belirleyelim” demişler. Ama iki ayrı görüş ortaya çıkmış. Türkiye’de ilk gazetenin çıkışı, tabii Osmanlı’dan sonraki Cumhuriyet döneminde kalan topraklar üzerinde. İlk gazetenin çıkışı kimilerine göre 1831, yani Takvim-i Vakayi’nin yayınlanışı. İlk Türkçe gazete ama onu, resmi gazete olduğu için ilk gazete saymayan görüştekiler de 1861, yani Tercüman-ı Hakikat’ın çıkışını ileri sürmüşler. Bu anlaşmazlık nedeniyle o konuda bir görüş birliği olmamış. Bunun üzerine Fatih Rıfkı Atay, Akşam gazetesinde 24 Temmuz’u ortaya atmış. 24 Temmuz, II. Meşrutiyet’te 1908’de Anayasa’nın yeniden yürürlüğe girmesinin ertesinde çıkan gazetelerin, gazeteciler tarafından sansür memurlarına verilmeden, gösterilmeden çıkarılmış olduğu bir gün. Yani bir başkaldırı simgesi. Bu nedenle 24 Temmuz Basın Bayramı olarak belirlenmiş. İşte hikayesi:

"GAZETELER HÜRDÜR, SANSÜR YASAKTIR”

1908’in yaz ayları II. Abdülhamit için zor geçiyordu. Selanik’ten yayılan İttihatçı isyanını ne Şemsi Paşa bastırabilmişti ne Müşir Osman Paşa… Binbaşı Enver Bey ve adamları dağlardaydı. Ayaklanmanın 40’ıncı gününde Abdülhamit geri adım attı. Bir başka açıdan da ileriye doğru atılmış bir adımdı bu: 24 Temmuz 1908’de 2. Meşrutiyet ilan edildi. Osmanlı Matbuat Cemiyeti adıyla örgütlenmiş gazetecilerin büyük bölümü meşrutiyeti sevinçle karşıladılar. Sansürün karşısına dikilebileceklerdi artık... 1876’dan kalma sansür kararnamesini uygulatmayacaklardı. Yani sansür memurları yayından önce gazeteleri kontrol edemeyecekti. Meşrutiyetin ilan edildiği günün gecesinde İkdam gazetesinin sahibi Ahmet Cevdet ile Sabah Gazetesi sahibi Mihran Efendiler, gazete provalarını görmek için gelen sansür memurlarını aynı sözlerle geri çevirdiler: Gazeteler hürdür, sansür yasaktır. 25 Temmuz 1908 sabahı dağıtılan gazeteler farklıydı artık. Uzun yılların ardından ilk kez sansür memurlarının değil gazetecilerin tercihlerine göre basılmışlardı. Özgürce yayımlanan gazetelere halkın ilgisi de büyük oldu. Bazı gazeteler satışlarını 2 binlerden 5 binler düzeyine çıkardı. Fiyatı 10 kuruş olan İkdam karaborsada yarım liraya kadar alıcı bulabildi. Bir ay içinde 200 yeni gazete için yayın hakkı alındı.

“24 TEMMUZ SİMGE OLARAK ÖNEMİNİ HİÇ KAYBETMEDİ”

24 Temmuz bir anlamda gerçek gazeteciliğin patlama yaptığı gündü. Bu nedenle 24 Temmuz Cumhuriyet Dönemi’nde Türk basınından sansürün kaldırılması ve basın bayramı olarak ilan edildi. Daha sonra kutlamalar “geleneksel gazeteciler günü” adı altında yapılmaya başlandı. Türkiye’deki basın kuruluşları zaman zaman 24 Temmuz 1908 öncesini hatırlatan dönemlerden geçtiler ama 24 Temmuz simge olarak önemini hiç kaybetmedi.”

Elazığ Haber, Merkezi
metin -->

Yorum Gönder

@name x